ŞİRKET 12. Bölüm: Kahve Molası
- Kıvanç Koca
- 23 Mar
- 5 dakikada okunur
Süheyla Kate Tarhan işe başladıktan sonra işler hızlanmaya başlamış, İnsan Kaynakları departmanında bazı konularla ilgili süreçler gözle görünür şekilde hızlanmış, pek çok toplantıda İnsan Kaynaklarının uzun zamandan sonra ilk kez bu kadar fazla çalıştığı düşünülmeye başlanmıştı.
İşe başladıktan sonra çok kısa bir sürede departmanının süreçlerini inceleyen ve çevik -veya kendi deyimiyle "agile"- bir yaklaşımla dönüşümü hemen başlatan Süheyla, ekibin üzerindeki ölü toprağını hemen temizlemiş ve hızlı bir ilerleme kaydetmişti. Sadece bir ay gibi bir sürede şirket hedeflerine hizmet eden projeleri şekillendirip, farklı departman taleplerinin yönetimi konusunda da yeni akışlar oluşturmaya başlamıştı. Ekibi de bu yoğun ama nitelikli iş çıkarıp sonuçlar elde ettikleri çalışma ortamından oldukça memnundu. Memnun olmayan birkaç kişi de diğerlerine uyum sağlamak zorunda kalmış, ister istemez bu durumun bir parçası olmuşlardı. Bir süre sonra bu durumdan dolayı Süheyla'nın kuyusunu kazmaya başlayacak olsalar da şu an işine gücüne bakan çalışanlarmış gibi davranmayı tercih ediyorlardı.
Üst yönetimin proje değerlendirmesi yapacağı ve yeni yatırım olanaklarını konuşacağı toplantı için günlerdir sunum hazırlığı yapan Arman, neredeyse bir haftadır uyumamış ve bu sunuma hazırlanmıştı. Projelerde aksayan bazı durumlar olsa da süreci iyi yönetmiş ve pek çok konuda ilerlemeyi başarmışlardı. Asiye'nin de yönlendirmeleri ile ekibi güzel iş çıkarmıştı. Aslında çekineceği ve korkması gereken bir durum yoktu. Ama yıllardır kendine ders çıkarıp bir türlü değiştiremediği "mükemmeliyetçiliği" onu uykusuz bırakmayı başarmıştı. Sinem'in sürekli "Arman Bey bu konuda artık dönüşmeniz gerekiyor. Tutulma sonrası o kadar da mükemmeliyetçi olamayabilirsiniz." dediği zamanlardaydı Arman. Bir önceki hafta yaşanan kanlı ay tutulması ile birkaç gün sonra yaşanacak güneş tutulması Arman'ı da dönüştürecekti.
Ertesi gün yapacağı sunuma yüzüncü kez "Son bir defa bakayım." diyerek bakmaya devam eden Arman'ın telefonu, çaldığında elindeydi. İlk çalışta telefonu açtı.
"Ne kadar hızlısın. Aramamı mı bekliyordun." Asiye'nin sesi keyifli geliyordu.
"Telefon elimdeydi de Asiye Hanım bir anda açtım o yüzden."
"Tamamdır. Ne durumdayız? Sunuma son bir kez bakalım bugün beraber?" Son bir kez diyerek sunuma baktıkları yirminci toplantıları olabilirdi bu.
"Tabii nasıl isterseniz."
"Açıkçası artık bakmak istemiyorum ama biliyorsun bu sunum bizim için, daha da önemlisi sen ve ekibin için çok önemli."
"Biliyorum. Umarım alnımızın akıyla çıkarız."
"Kesin çıkarız. Merak etme. Güzel olacak. Bir saat sonra benim odamda buluşalım. Gerçekten son bir kez bakıp işimize devam edelim."
"Tamam Asiye Hanım nasıl isterseniz."
Telefonu kapattıktan sonra arkasına yaslanıp derin bir nefes alan Arman bir kahveye daha ihtiyacı olduğunu düşündü. Kahve almaya giderken o gün ofisten çalışan Sinem ve Hüseyin'in yanına uğradı. Kulaklıklarını takmışlar ve işlerini yapıyorlardı.
Sinem ve Hüseyin Arman'ın geldiğini görünce kısa bir ara verdiler.
"Nasılsınız gençler?" Arman'ın sesi yorgundu.
"İyiyiz Arman Bey, son gönderdiğiniz dosyaya bakıyorduk Hüseyin ile beraber." dedi Sinem. "Yarın için yapmamız gereken bir şey var mı?"
"Olmasın artık lütfen." Arman bunu söylerken sesindeki yorgunluk kendisini belli ediyordu. "Tutulma mı var diyordun, ondan mıdır nedir bilmiyorum ama epey yordu bizi bu iş."
"Merkür ve Venüs retroda Arman Bey. Onların da etkisi var. Sunum da en azından Merkür retrosundan sonra olsaydı iyi olurdu ama."
"Ben bugün bir söylesem mi acaba bunu. Merkür retroda şu an. Bu sunumu ertelesek mi şu tarihe diye."
Bir an çok kısa bir sessizlik oldu. Sinem Arman'ın ses tonundan dolayı bir taraftan samimi olduğunu düşünse de diğer taraftan bu soruyu sorarken öyle olmadığını biliyordu.
"Ne zaman bitiyordu bu retro?"
"7 nisanda bitiyor ama gölgeli günleri de olacak. O haftayı da geçirsek 14 nisan sonrasında olsa gerçekten şahane olabilir. Tabi bu astrolojiye göre." Sinem bunu oldukça coşkulu söylemişti.
"Valla ben şimdi gidip üst yönetime "Takvimimizi 15 nisana alıyoruz çünkü Merkür o tarihte kendine gelecek. Siz de beni daha iyi anlayabileceksiniz." diyemeyeceğime göre bu konuda yapabileceğimiz bir şey yok demektir." Arman'ın sesindeki neşe belli oluyordu.
"Arman Bey dalga geçmeyin ama. Ben işinize yarasın diye bilgi veriyorum sadece." Sinem biraz alınmış gibiydi.
"Alınma. Elimizde olan bir şey olsa tarihi öteleyip duruma bakardık belki ama şu an öyle bir şansımız yok maalesef."
"Güzel olacak Arman Bey, harika bir sunum olacak. Ben eminim." Hüseyin bunu söylerken Sinem ile göz göze geldi.
"Bakalım. Kolay gelsin size. Ben birazdan Asiye Hanım'ın yanında olacağım. Beni ararsanız haberiniz olsun."
"Tamamdır Arman Bey size de kolay gelsin."
Arman kahvesini almaya giderken Sinem ve Hüseyin de işe ara verip ertesi gün yapılacak sunum için kendi aralarında sohbete başladılar.
Ofisin mutfağına girdiğinde Süheyla'yı gören Arman şaşkınlığını gizleyemedi. Süheyla türk kahvesi makinesinin başında durmuş kahvesinin pişmesini bekliyordu. Arman'ı görünce onun konuşmasını beklemeden konuşmaya başladı.
"Merhaba nasılsınız Arman Bey."
"İyiyim Süheyla Hanım siz nasılsınız?"
"Teşekkür ederim iyiyim ben de. Alışma dönemini geçip ilerleme dönemine giriş yaptım diyelim."
"Ne güzel." Arman devamında ne diyeceğini bilememişti.
"Siz yorgun görünüyorsunuz ama." Süheyla da Arman'ın yorgunluğunu fark etmişti.
"Evet hem işler yoğun. Hem de yarınki sunuma hazırlanıyoruz uzun bir süredir. Biraz uykusuzluk da var."
"Anladım. Ben de merak ediyorum açıkçası anlatacaklarınızı." Süheyla gerçekten de merak ediyor gibi görünüyordu.
"Yaptıklarımızı anlatıp üst yönetimimizin görüşlerine sunacağız. Bakalım, umarım iyi geçer." Arman samimiyetle yanıt vermişti.
Tam o sırada mutfak görevlisi, toparladığı toplantı odasından dönmüş, Süheyla ve Arman'ı mutfakta görünce şaşırmıştı.
"Ben toplantı odasındaydım. Orayı toparlayıp geldim de Süheyla Hanım kusura bakmayın."
"Niye kusura bakayım?"
"Yani ben hazırlasaydım kahvenizi."
"Ben arada böyle kendim kahvemi yapmayı severim." Tam o sırada makine, kahvenin piştiğini haber vermek için ötmeye başlamıştı.
Süheyla kahvesini alıp mutfaktan çıkacakken Arman'a dönüp "Asiye nasıl birisi?" diye sordu. Arman soruyu önce anlayamamış, anladıktan sonra da sorunun neden sorulduğuna bir anlam verememişti. Kendisine "siz" olarak hitap eden Süheyla'nın, yönetici için direkt ismini kullanması da garip gelmişti.
"Asiye Hanım Mı?"
"Evet"
"Yani iyi biri. Anlaşıyoruz. Ne için sordunuz?"
"Aycan diye birinden bahsetti mi hiç sana?" Süheyla'nın sesi ciddileşmişti. Asiye böyle birinden bahsetmemişti.
"Hayır, hatırlamıyorum."
"Peki. Kolay gelsin." Süheyla tam gidecekken Arman onu durdurdu.
"Neden sordunuz? Yani merak ettim direkt bir isimle birlikte sorunca."
"Bazı duyumlarım var diyelim ama senin için merak edilecek bir şey değil." cümlesinin ardına "Kolay gelsin." ekleyerek odasına doğru yürümeye başladı Süheyla.
Arman bu konuşmadan dolayı hem rahatsız olmuş hem de Aycan'ın kim olduğunu merak etmişti. Dahası, bu konuşmayı Asiye ile paylaşıp paylaşmaması gerektiğine karar veremiyordu.
Kahvesini alıp odasına döndükten sonra bir süre düşündü. Asiye ile projeye bakarken bu konuyu açmaya karar verdi.
Projeye son bir kez olmasını dileyip bakacakları toplantı için Asiye'nin yanına gittiğinde Asiye Arman'ın tavrından bir şey söylemek istediği anladı.
"Dosyayı benden mi yansıtayım Asiye Hanım?"
"Ona bakarız da sen iyi misin?" İyiydi ama merak ettiği bir konu vardı Arman'ın. "Bana söylemek istediğin bir şey mi var?"
"Nereden anladınız?"
"Bırak da yöneticimi tanıyayım artık. Seni dinliyorum."
Arman önce kararsız kalsa da Asiye'nin sözleri karşısında Aycan'ı sormaya karar verdi.
"Az önce mutfakta Süheyla Hanım ile karşılaştım. Bana sizi ve Aycan diye birini sordu. Ben Aycan'ı tanımadığımı söyledim. Başka da bir şey demedi."
Arman'ın son sözleri karşısında Asiye önce donakaldı ardından da elleri titremeye başladı. Asiye'nin bu stres dolu tepkisi Arman'ın gözünden kaçmadı.
"Demek Aycan'ı sordu. Sen ne dedin?"
"Tanımadığımı ve böyle birinden bahsetmediğinizi söyledim." Arman şaşkındı. Demek ki böyle biri vardı ve bu kişi Asiye'nin rahatsız olmasına sebep olmuştu.
Asiye ayağa kalktı ve "Toplantıyı yarım saat sonra yapabilir misiz?" diyerek odadan çıktı. Arman, Asiye'nin nereye gittiğini merak ettiğinden odadan çıkıp arkasından baksa da tam olarak ne olduğunu çözemedi. O gün de sonraki günlerde de, ne proje ne de başka bir konu için toplantı yapamadılar.
13. BÖLÜM ÇOK YAKINDA!
Comments